|
"Adı taş ama kendi taşa benzemiyor...
Kolayca şekle giriyor, yumuşacık ve suda batmıyor. Eskişehirli ustaların elinde,
Bethoven, Mozart, Nasreddin Hoca oluveriyor. Eskişehir`de deniz yok ama köpüğü
var, adı: Lületaşı...
ESKİŞEHİR` DE anlatılan bir rivayete göre ilk lületaşı yatağının yerini bir
köstebek göstermiş. Ve köstebeğin izinden giden Eskişehirliler bugün kentin
sembolü olan lületaşına ulaşmışlar. Batı` da "Deniz Köpüğü" adıyla bilinen
lületaşının dünyadaki en kalitelisi Eskişehir` den çıkarılıyor.
Eskişehirli ustaların sanatçı ellerinde yaklaşık 300 yıldır işlenen lületaşı
şehrin en önemli ihraç ürünlerinden biri olmuş. Öyleki bir zamanlar Eskişehir` i
Avrupa` ya bağlayan yola bile "Lületaşı Yolu" deniliyormuş...
Suda batmıyor
Halk arasında "patal" , "aktaş" da denilen lületaşı Eskişehir`e 20-25 kilometre
uzaklıktaki ocaklardan çıkarılıyor. 40 metreden başlayıp 150 metreye kadar varan
derinliklerde lületaşı aranıyor yüzyıllardır. Lületaşı bulmak için açılan
kuyuların bazıları kuru bazıları ise sulu olabiliyor. Kuru kuyularda çalışmak
daha kolay olsa da kaliteli lületaşı sulu kuyulardan çıkarılanlar. Lületaşı
kümeler halinde bulunuyor. Toprak içinde ıslak, yumuşak kirli ve beyaz renkte
yumrular şeklinde olan lületaşının ağırlığı 200 gramdan 6 kiloya kadar
çıkabiliyor. Lületaşı hafif ve delikli olduğu için suda batmadan durabilen bir
taş...
Ocaklardan çıkarılan lületaşları atölyelerde temizlendikten sonra işleniyor.
Hava ve ısıyla temas edince sertleşen ve hafifleyen lületaşı, ısıtılınca da
sabun kıvamına gelerek kolaylıkla istenilen şekle getirilebiliyor.
Beyaz Altın...
Çeşitli süs eşyaları yapımında kullanılan lületaşı, en çok nikotin emici
özelliği nedeniyle pipo yapımında kullanılıyor. Çünkü lületaşı ateşte yanmıyor
sadece rengini değiştiriyor.
Bazı yörelerde lületaşına renginden ötürü "Beyaz Altın" da deniliyor...
Cumhuriyet` ten önce Eskişehir` de lületaşının işlenişine pek önem
verilmiyormuş. Ocaklardan çıkarılan lületaşları yıkanıp çakıyla hafifçe
yontulduktan sonra büyüklüklerine göre ayrılıp sandıklara dolduruluyor
kırılmaması içinde aralarına pamuk konuluyormuş. Komisyoncular lületaşını bu
şekilde alıp Avrupa` da Viyana` ya gönderip satıyorlarmış.
Cumhuriyet` in ilk yıllarında lületaşı işlemeciliğine önem veren Eskişehirliler
kısa sürede bu yolda büyük ilerleme kaydetmişler ve lületaşı, kent için önemli
bir döviz kaynağı olmuş. Bunun üzerine harekete geçen hükümet ham lületaşının
yurtdışına çıkışını yasaklamış.
Lületaşı Müzesi
Valiliğin 1989`da kurduğu Lületaşı Müzesi gezilebilir. Bunun yanı sıra yine
valiliğin koordinatörlüğünde her yıl "Uluslararası Lületaşı Beyaz Altın
Festivali" düzenleniyor." ( 28.02.2000 Tarihli Star Gazetesi, Eskişehir Eki Syf.
7) |
"Lületaşı Çalışmaları:
Ahmet Özdemir: Eskişehir`in en eski Lületaşı madencisidir. Sahibi bulunduğu
Lületaşı sahalarında istihsal ettiği taşları kendi atelyesinde işleyerek
satışını yapmaktadır.
Kâmil Erözlü: Sarısu ocakları diye anılan Lületaşı madeni havzasının sahibidir.
Bu saha dahilinde fenni şekilde istihsal tecrübesini yapan ilk lületaşçıdır.
İhsan Ve Bahri Girgin:
Lületaşı sahalarının çokluğu ve kollektif çalışmaları bakımından Eskişehir`deki
Lületaşçıların ençok iş yapan madencileridir. Kendilerine ait Nemli Karaçay ile
Sepetçi köyleri civarındaki sahalardan istihsal ettikleri taşları, atelyelerinde
işleyerek ihraç ederler.
Diğer Lületaşı Çalışmaları ve Çalıştıranlar:
Yukarıdaki belli başlı saha çalıştıranlardan başka, Lületaşı işçiliği yapan daha
bir çok iş sahibi mevcuttur.
Hem Lületaşı sahası olan ve hemde küçük çapta işyeri olanlar arasında; Lâtif
Siyahî, Ali Rıza Akdolu, Özorman, Neşet Aktaş, Behçet Aktaş, Doğan Aktaş, Durmuş
Sayarer, Süleyman Özangı ve Tacettin Aktaş bulunmaktadır."
(1967 Eskişehir İl Yıllığı, Syf.255-256)

Kaynak: Türk Telekom
Dergisi - Sayı: 6 - Haziran / 2002 - Elsanatları - Sayfa: 28-29
 |